Profilo di SinemEVVEL'İN YERİFotoBlogElenchiAltro Strumenti Guida

Blog


29 ottobre

Bleach

Herkes Bleach izlesin.Dünya Bleach olsun!!
BİZDE TAVSİYE ÜZERİNE TÜKETİYORUZ.iLAÇ GİBİ GELDİ DESEM YERİ.
Ama yan etkileri de var haberiniz olsun.Ev arkadaşınıza dalabilirsiniz bir süre sonra.
Alakasız yerlerde çıldırıp çiçeğe böceğe saran kahramanlar da cabası. Kaptan mı olsak ne?
Bu da işin dalgası.Harry Potter kolajı.
28 ottobre

Mesleki Eğitim Bölüm (I)

Anne ben şarkı sözü yazarı oldum.

*Türkiye de şarkı sözü yazarı olmak için:

-İngilizce şarkılar birebir çevirilir.Adaptasyon için dize sonları kafiyelendirilir. Bknz.Ajda Pekkan şarkıları SONUC:Mutlak başarı

-Gündelik hayattan alınan bir eylem efekti alınıp konu etrafında dönen cümlelerle bezenerek ana yapı olusturulur.Giriş sonuc bölümlerine de hal- durum izahatleri ypan uyaklı sözcükler yerleştirilir.

Bknz.Çakkıdı, Şıkıdım SONUC:Mutlak basarı

-Bünyenin kaldıracağı miktarda kokain ve ot tüketilir.Kagıt kalem alınır.Akla gelen herşey anlamlı anlamsız yazılır.

Bknz.Tüm Duman ve Sezen Aksu şarkıları

-Hali hazırda internete baglı bir bilgisayarlaAdı bilinmeyen ülkelerin popüler şarkıları indirilir.Sözler paraya kıyılıp türkçeye tercüme ettirilir. Bknz.Gökhan Özen, Serdar Ortaç şarkıları

Herşekilde de köşeyi dönmek kaçınılmazdır.

Düzene uy sende düz!(Restable)

*Kalörifer böceklerine kalörifersiz evlerde serbest dolaşım hakkı tanınmasın!
*Kırk takla atıp ketenpereye getiren sevgili modelleri piyasadan kaldırılsın! (Derhal)
*Karakter edindirme kursları açılsın.Hızlandırılmıs turla karakter edindirilsin.Edindirilen karakterin işe yaramadığı durumlarda sistem kendini imha etsin.
*Basın ahlak yasası işe yarasın.Kaya Çilingiroğlu içerikli programların yapımcılarına giotin cezası verilsin.
*İnsanlık onuru işkenceyi kendi sahasında malup etsin.Olsun bu artık ya.
*Disco topu teyze bize gelsin.Hiç gitmesin.(Seko da bize gelsin=))
*Kamuya açık alanlarda sövüşmek yasaklansın.Yada yaratıcılık şart koşulsun.
*Midye tava yemekten bahseden arkadaşlar kurşuna dizilsin.
*Gelenler "Deniz kokusu" getirsin.Gidenler gittikleri yerde kalsınlar.
*Kontrolsüz güç, güç olsun.Zar oyunu bozmasın.
*Popülist yaklaşımlar toplama kamplarına götürülsün.Yaşasın halkın kendi kendini yönetmesi.
26 ottobre

İlk Kadın (Annem)

Kemale eremeyen duygum.Sevdiğim ilk kadın
İlk Limanım
S.S
22 ottobre

Hayat Fahişedir

Eski fotograflar....
Sarılmalar öğretilmiş iğreti duruyor.Sarılmayı, bir el sıkışma bellemiş.İçten gelmiyor, o bir prosedür.
Anneyi sevmek gibi değil hiç birşey.Mecrası öğretilmiş.
Ben ne yaptım?
Doğasında nesnelik olan sevgi üretmez!
Hayat fahişedir.Bedelsiz iş görmez!
18 ottobre

Rob Gonsalves

Bir perspektif ustası daha.

Escher

Maurits Cornelis Escher veya daha çok kullanılan şekliyle M.C. Escher 1898 yılında Hollanda’da doğdu. 1918 yılına kadar, inşaat mühendisi olan babası George Escher, annesi Sarah ve dört erkek kardeşiyle birlikte, doğduğu kent olan Arnhem’de yaşadı. Okul hayatı hiçbir zaman iyi olmayan M.C. Escher, çizimlerini gösterdiği grafik öğretmeni Samuel Jessurun de Mesquita’nın da tavsiyeleriyle grafik üzerine çalışmayı uygun gördü. Grafik eğitiminden mezun olduktan sonra hayatının her zaman önemli bir kısmını oluşturacak olan seyahat zevkinin etkisiyle İtalya’ya seyahat etti ve burada birçok çizim yaptı. 1922 Haziran'ında İspanya’yı ziyaret edip birkaç yıl sonra tekrar İtalya’ya gitti. 1924 yılında burada Jetta Umiker ile evlendi ve çift uzun süre Roma’da yaşadı. İtalya’nın etkisi çizimlerinden eksilmeyecek, birçok çalışmasında İtalya’ya dair şeyler yer alacaktı. 1935 yılında çok sevdiği İtalya’dan, yükselişteki Faşist hareket yüzünden, ailesiyle beraber İsviçre’ye taşındı. Başlarda İsviçre'yi pek sevemeyen aile, uzun Akdeniz gezilerine çıktı ve bu Akdeniz gezileri de Escher'in eserlerini fazlasıyla etkiledi.

1937'de eserlerinin birkaçını gösterdiği kardeşi Berend, onu matematiğe yönlendirdi ve Escher'i matematikle tanıştıran kişi oldu. Escher simetri üzerine çalışmaya okuduğu bazı makalelerin tesiriyle başladı. Bu arada 1937'nin sonlarına doğru ailesiyle Belçika'ya taşında. 1941'de Alman işgali yüzünden ailesiyle beraber Belçika'dan Hollanda'ya kaçmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda gelecekte çok ünlü olacak birçok çalışmasını yaptı. 1950'lerin ortalarında ilgisi sonsuzluğun (2 boyutlu bir düzlemde) tasvirine kaydı. Daha sonra 1958'de tanıştığı Coxeter ile ömür boyu arkadaş kaldı ve Coxeter'in çalışmaları Escher'in birçok eserine ilham kaynağı oldu. Aynı yıllarda büyük bir üne de kavuşmuştu Escher, 2-boyutlu (2-D) ve 3-boyutlu (3-D) öğeleri aynı anda içeren birçok harika çalışmaya imza attı. 1962'de hastalanıp hastaneye kaldırıldıktan sonra 1964'de yeniden hastalandı. 1970'de tekrar hastaneye kaldırıldı ve 1972 yılının 27 Martında, Hilversum'da kaldığı hastanede vefat etti. Son çalışması, yaklaşık altı ayını almış olan, ve 1969'da gösterime sunduğu "Snakes" idi.

 

08 ottobre

Kargılı Halef Kıdemli Selef

Bahtiser kalesi asildigi dagdan her an düsecek gibi duruyordu..Duvarlarindan yansiyan ilk isiklar sehri yalanci bir güvenlige bogarken cainler yataklarindan çikip güne baslamislardi .
Mahavira bir deniz sehriydi.Hergün onlarca geminin bordalandigi iskelede hayat hiç bitmez ,ahsabin balik kokusuna karistigi islak limanda zenginligin ve sefaletin çocuklari kolkola volta atarlardi.Cömert sehrin kapisina berekete kardeslige ve özgürlüge adanmis üç ahit yerlestirmisti krallar.Ziyaretçisi yerlisinden çok olan beyaz kayada cainler yasiyordu.Evet beyaz kaya.Cainler böyle aniyorlardi sehirlerini.Denize egilip daglara yaslanan, kollarini herkese cesurca açan anaç bir kadindi Mahavira.Sundugu baris ve sükunet sonsuzmuscasina her yolcuyu kucaklayan kibar bir sefirdi.
Bahr ilk tütününü sarmaya avluya çiktiginda lalezarin solan kismina bakip iç geçirmekteydi.Kumlu yolda daha önce görülmemis bir toz bulutu beliriverdi.Ardindan gelen nal sesleri Bahr'in pek yakinda duyacagi havadisin hayra alamet olmayacagini çaldi kulaklarina.Köyün bilgesi haberi aldiginda duyduklarina inanamadi.Bir saat içinde sari yaldizli kaftanina sarinip sarayin yesil odasindaki yerini almisti bile.......
Erkanin bir koldan bir kola eksiksiz toplandigi o mesum gün , Beyaz Kaya'dan huzurun ilk el etek çekisi ; iste bizim hikayemiz!Hükümran Hazakat , yaptigi is için dogduguna inanilan ismi girdigi her mecliste saygiyla anilan nazik bir veliahtti.Hükümdarligi Kaasir Mihval tarafindan yillar önce onaylanmis olan Hazakat tahtin onu seçmesini yadirgamamis Kaasir neyi uygun gördüyse yerine getirmisti.Kaasir Mihval geçmisi geçmisten daha eski ve yaradilisi coktan unutulmus sedef bir tahtin adidir.Ilk Cain Mahaviraya ayak bastiginda , simdi durdugu yerde ayni heybetiyle duran taht, seçilmis olani üzerine oturana gösterdigi düslerle belirler kendi veliahtini tayin ederdi.Azasina ölene kadar yönetimde yardimci olur ona devlet meselelerini çözmesi için gelecekten haberler fisildardi.Ancak tek bir sartla.Kaasir Mihval azasina aile hayatindan men eder seçilmisinin dost edinmesini ebediyete dek yasaklardi.Aza zihni kalbi ve varligiyla Kaasirin mali olurdu.Ödülü ise Beyaz kayanin huzuru ve isigiydi.
Yesil odadakiler yere düsen bir ardiç tüyünün sesini duyabilirlerdi.Bahr dahil tüm meclis kendi iç seslerine kulak vermis basa gelenin neye alamet olduguna hükmetmeye çalisiyorlardi.Söylenen oydu ki dört asirdir selefini seçen taht bu sabah Hazakat'e hiç bir ses fisildamamis hiçbir renk göstermemisti.Hazakat denemis tekrar denemis ancak sedeflerden en ufak bir isilti cikmamisti.Kaasir bittimi diye düsündü ,Bahr.Taht kendilerini terk mi ediyordu?Peki ya halk.Haber yayilirsa hal nice olur dedi kendi kendine.Mahavira'nin düsmanlari onun koruyucusu tarafindan terkedildigini duyarsa neler neler olurdu kim bilir?Derin bir nefes aldi gözlerini yavasça Mihvale çevirdi.Oradaydi iste.Gidecek gibi degildi.Ama...Bahr kafasini önüne egdiginde gül agacindan yapilma kubbe kapi ardina kadar açildi.Hazakat arkasinda kimse olmadan sessiz adimlarla Yesil odaya girdi.Tüm ömrünü yanliz geçirmis olan selef ,bugün çökmüs omuzlari ve ifadesiz gözleriyle bir kurgandan farksizdi.Kimse bakmadi ona.Bakamadilar.

Sessizlik tüm sehri yavas yavas sardi.Istin gemisinin lumbar agzinda dikilen tayfa sintineye bagiriyordu.
-Az daha kaldi çek bakalim.Hadi!
Balikçilar kasalari firlatirken hangi sehirden geldigi bilinmeyen fiçilar , kutular dolusu kumas ve tütün mekanik seslerle iskeleye indiriliyordu.Bahar aylarinda açilan panayira hazirlik için tüccarlar islerini siki tutmus, ceplerinin nasil dolacagini bilen kaptanlar limanin sag kösesindeki gemici barinda toplanmislardi.
Karn bir cain degildi.Babasi onu buraya gemicilik yapmasi için küçük yaslarda göndermisti.Gemiciligi ögrenmisti ögrenmesinede tüm o deniz hiyerarsisi kanina dokunmus , karina firçalayip sintine temizlemekten pekte haz almamisti.Denizi seviyordu.Ama aylarca kara yüzü görmemek bir yana deniz sadece istenildigi zaman görülmesi gereken imgesel bir varlikti onun için.Denizcilikten edindigi dostlari vardi.Yine de karada olup denizi seyretmekten alikoymuyordu bu onu.O bir sairdi.Babasina verdigi sözü tutmus ama kendi yolundan gitmeyi tercih etmisti.Mahavira'nin kizlari güzeldi.Yüzü sicak kentleri severdi Karn.Yüzü sicak kizlari da.Burada saray birligine katilmis kendini göstermis ancak sairlikten hiç vazgeçememisti.Hem kiliç hem kalem zor is diyordu dostlari.Bak su ise hele.Panayirda bir iki siir okuyup hem kendini eglendirecek hem para kazanacak eski bir muhafiz.Kaleminin adi hamon.En keskin olanindan.Girdimi bir kere içeriye çevirmesede olur.Öylesine yaralar yani.

-Ne yaptin dostum?Senin gemilerden biri yanasmis iskeleye.Babandan bir haber var mi?

-Hayir ama saraydan haberler var.Asker topluyorlar!

Hay aksi diye düsündü Karn.Hiç derdi yok sükun içinde çalisiyodu ne güzel.Bu asker toplama iside nerden cikti.Çignedigi tütünü tablaya tükürerek ayaga kalkti sarayin yolunu tuttu.
Yesil oda.Kapisindan geçerken araliktan bakmak fikri neredeyse kanini dondurdu ancak kendine hakim olamadi.Içeride kimsecikler yoktu. Sabahki toplantidan haberi olan Karn biri onu görür diye çekinerek nefesini tutup kaçamak bir göz atti odaya.Iste oradaydi.Kaasir Mihval!Güzeldi.Ama abartilacak kadar degil.Kiymetli görünüyor ama kesinlikle sihirli degil.Hepsi seytan isi olmali.Yani bir koltuga bu kadar deger yüklemek.Orada yakalanma fikriyle sarsilinca arkasina dönmeye yeltendi Karn.Iste o anda gülümsedi Kaasir.Tahttan ufak kivilcimlar çikti bir anligina.Omzuna bir el degdi.Bahr onu sakin bir el hareketiyle kendine çevirdi.

-Burada olman çok yanlis evlat.
Karn bir iki özür sözcügü geveleyip odayi arkasina bakmadan terketti.Ancak içinden bir ses o odada kalmasi gerektigini söylüyordu.
Günler böylece geçti.Hazakat her sabah uyaniyor Kaasire kosuyor ama tahttan hiçbir tepki alamiyordu. Tek dostu varligini adadigi , bencil sedef güzeline gülümsüyor , her seferinde elleri bos çikiyordu odadan.Günden güne çöküyor artik yemekte yemiyordu.Mahavira limani düsman gemileri çekmeye , bolluk beyaz kayayi unutmaya basladi.Panayirda dostlariyla sakalasiyordu Karn.

-Bize bi siir okusunda kendimize gelelim.Koca sair.

-Bak Karn senin siirler yüzünden panayir cenaze merasimine döndü.Okuma adamim sunlari.

-Asilzadeler , güzel bayanlar ,soylu beyler.......

Derken lafi bogazinda takili kaldi.Dostlari ona ne oldugunu anlamaya çalisirken Karn iki çadir ilerisinde, elinde sedef kakmali bir katana tutmakta olan Bahr'a bakiyordu.Bir hafta önce Yesil Odada olan her ne ise iste yine oluyordu.Sedef Karn'i çagiriyordu.
Bahtiser'in avlulari genistir.Içinde yürüyene huzur verir.Ve yankilanan ayak sesleri....Büyük odalari birbirine baglayan tas koridoru adimlarken Karn yaptigi herneyse yapmamasi gerektigini biliyordu.Bahr onu gül kapidan geçirdi ve tahtin önünde kadar konusmadan geldiler.Içinden sarki söylemek geçiyordu.Babasinin çok sevdigi bir sarki vardi.Hani su uzak sehire kiz verilme durumunu anlatan agit tipli sarkilardan biri.Eski ama dokunakli sözleri vardi sarkinin.Orada söylemeliydi iste ama yapamadi.''Ülkemiz fakirlesiyor ''dedi Bahr.
-Artik siirlerini okuyamayacaksin.Sen okudugunda insanlar hiçbir tat almayacak anlattiklarindan.Kaasirin bir sirri var!

Anlamisti.Sedef onu istemisti.O da Kaasir'in aklini feth etmesine izin veriyordu.Bilge anlatti ona.Mihval seni isterse tüm dünyayi unutmani da isteyecektir.Hayatin bu yesil odada, bu gergefte ,bu gül kapinin içinde geçecek ve sen bir ispinozla bile yarenlik edemeyeceksin.Yurdunu kurtaracaksin ve tanimadigin yüzlerce insani, ancak dostlarini sonsuza dek unutacaksin.Mihval senden bir kalp bir zihin ve bir ruhdan çok daha fazlasini isteyecektir.Karsiliginda sana verecegi hüsrani anlamayasin diye sana sarilacak ve bir devre mührünü vurmana izin verecektir.Sonsuz saygi ve ölümcül bir yanlizlik....Iste Mihvalin vaatleri.Eger aktini derbest edersen seni yok edecektir.Geriye dogru bir adim atti.Bir adim daha ve kapiya ulasti.Kalbi sikisir gibi oldu ama durmadi.Sarayi arkasinda birakirken babasini ve o sarkiyi düsünemiyordu artik.Bir Lomboz deliginden Mahavira'ya son kez bakti ertesi gün.Bunun son oldugunu düsünüyordu.Palamarlar salinirken kendini iskeleye firlatacak zamani denk getirip kosmaya basladi.Içinde öldüren bir sevinç ve yüzünde aglamakli bir gülümsemeyle.

-Iste buradayim dedi.Beni bitirme ama her bir islemene layik olmak istiyorum.Unutamayacagim dostlarim var.Seni de unutamiyorum.
Mihval ''gel'' dedi.Sair kendini tahtin isigina birakti.Üstünde gördügü seyler;yaklasan bir ordu , evlatsiz analar, babasiz çocuklar ,kan rengi dogan bir günesin yaninda genis gül bahçeleri kundakta bebekler ve daha nice umut görüntüleriydi.Sonsuz yanlizliktan eser yoktu ancak bir saire bir ülke vaadediliyordu.
Gül kapi o gün son kez açildi.Mahavira'nin ve Kaasir'in selefi gözlerini tahttan ayirmadan odaya girdi.Halef bir kuklanin iradesiyle ayaga kalktiginda selefle burunburuna geldiler.Biri aliskanligina mahkum bir yanliz digeri hükümranliga bile bile boyun egecek bir sair.Kaderlerini çizen ressamin önünde öylece kaldilar.

Derlerki; sair bugün de yasarmis eger tahti görmeseymis o gün.Misralarinin bugüne gelemeyisi o yüzden.Hazakat çocuklari olsun istermis , torunlari yasarmis simdi aramizda, tahta oturmasaymis.Mahavira diye bir sehir yokmus.Bir gecede yok olmadiysa eger.Sair bir katanayla biçmis Kaasir'i.Yarisi Hazakatin olsun diye.O odaya baska kim girdiyse artik ,ne taht varmis orada ne halef ne de selef.